Görmeyen Çocuklara Umut Olun
Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği olarak, görme engelli çocuklarımızın eğitimine ve bağımsız yaşamlarına katkı sağlıyoruz.
❤️ Bağış Yap
Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği olarak, görme engelli çocuklarımızın eğitimine ve bağımsız yaşamlarına katkı sağlıyoruz.
❤️ Bağış Yap
Okul koridorlarındaki o kısa, gürültülü teneffüsler çocukların birbirini tanıması için harika bir başlangıçtır; ancak gerçek ve derin dostluklar genellikle okul bahçesinde değil, evdeki o dağınık çocuk odalarında kurulur. Görme engelli bir çocuğun kendi odasında, kendi kurallarıyla bir arkadaşını ağırlaması, onun sosyal özgüveninde devasa bir sıçrama yaratır. Ne var ki aileler, gören bir çocuğu eve davet etme fikrinden genellikle çekinirler. Zihinlerde hemen “Ya anlaşamazlarsa?”, “Misafir çocuk sıkılır mı?” veya “Oyun sırasında çocuğum dışlanır mı?” gibi yorucu sorular dolaşmaya başlar. Oysa ev ortamı, dışarıdaki o öngörülemez dünyanın aksine sizin tasarladığınız, güvenli ve kontrollü bir alandır. Sınıftaki o mesafeli sıra arkadaşını eve davet edip, onu hayat boyu sürecek bir dosta dönüştürmenin sırrı, iyi bir “görünmez rehber” olmaktan geçer.
Eve bir misafir çocuk geldiğinde, ebeveynlerin en sık yaptığı hata aşırı korumacı bir “oyun hakemine” dönüşmektir. Çocukların başucunda bekleyip “Hadi şimdi şu arabayla oynayın”, “Bak Ali onu göremedi, eline ver” gibi sürekli yönlendirmeler yapmak, aradaki o doğal akışı anında öldürür.
Eğer siz sürekli araya girerseniz, gören çocuk oynamak için arkadaşıyla değil, sürekli sizinle iletişim kurmaya başlar. Literatürde “yetişkin gölgesi” (adult shadowing) olarak adlandırılan bu durum, akran etkileşimini felç eder. İlk on dakika buzların erimesi için ufak bir ortam yaratıp, onlara meyve suyu veya atıştırmalık getirdikten sonra yavaşça odadan çekilmelisiniz. Bırakın oyuncakları paylaşırken ufak anlaşmazlıklar yaşasınlar, bırakın ne oynayacaklarını bulmak için on dakika canları sıkılsın. Akran iletişimi tam da o sıkıntının içinden doğar.
Gören bir çocuk evinize geldiğinde ona görme engelliler için özel tasarlanmış o didaktik, eğitim kokan materyalleri sunmak, oyunu sıkıcı bir derse çevirebilir. Amacımız misafir çocuğu eğitmek değil, ikisinin de eşit derecede keyif alacağı ortak bir zemin yaratmaktır.
Oyun hamurları, kinetik kum, devasa legolar veya basit mutfak eşyalarıyla kurulan bir evcilik oyunu her iki taraf için de büyüleyicidir. İşitsel oyuncaklar, klavyeler, basit vurmalı çalgılar veya yere serilmiş bir çadırın içinde sadece konuşarak oynanan hayali oyunlar (role-play), görme engelli çocuğunuzun da oyunu domine etmesini sağlar. Ev sahibi olarak sizin göreviniz, bu çok duyulu oyuncakları odanın ortasına “tesadüfenmiş gibi” bırakıp gerisine karışmamaktır.
Gören çocuk kapıdan girdiğinde ona ağır ve tıbbi bir açıklama yapmak yerine, işi tamamen pratik ve oyun diline dökmek gerekir. “Can, biliyorsun Ayşe’nin gözleri bizim gibi iyi görmüyor. O yüzden ona bir şey verirken eline dokundurabilir veya topu atarken önce ismini söyleyebilirsin, böylece harika bir takım olursunuz” demek fazlasıyla yeterlidir
Bu basit ipucu, gören çocuğun kafasındaki belirsizliği siler ve ona “nasıl davranması gerektiğini” öğretir. Çocuklar kuralları severler ve onlara bu şekilde basit bir rol verildiğinde inanılmaz derecede uyumlu birer oyun arkadaşına dönüşürler.
Günün sonunda odanın her yeri dağılmış, oyuncaklar birbirine girmiş olabilir. Ancak o kaotik odadan yükselen karşılıklı kıkırdamalar, çocuğunuzun toplumsal hayata attığı en güçlü ve en bağımsız kahkahalardır. Evinizde bir çocuğu ağırlamak, çocuğunuza sadece birkaç saatlik bir eğlence sunmaz; ona “Ben de buradayım, benim alanım da eğlenceli ve ben eşit bir arkadaşım” diyebilme gücünü verir. Ve inanın, hiçbir özel eğitim seansı, iki çocuğun halının üzerinde kurduğu o eşitlikçi dünyanın yerini tutamaz.
Renkleri Dokunarak Giymek: Görme Engelli Gençlerde Moda, Tarz ve Gardırop Yönetimi ile ilgili yazımızı buradan okuyabilirsiniz: https://parilti.org.tr/renkleri-dokunarak-giymek/