Görme yetersizliği olan bir çocuğun ebeveyni olmak, sadece bir anne-baba olmaktan ziyade, çocuğun eğitim hayatının üzerinde de düşünmeyi gerektirir. Okul çağı yaklaştığında ailelerin zihninde beliren sorular genellikle akademik başarıdan ziyade, sosyal kabul ve yasal haklar ekseninde yoğunlaşır. Eğitim süreci, çocuğun sadece matematik veya okuma öğrenmesi değil; bağımsız bir birey olarak toplumda yer edinme mücadelesidir.
Kaynaştırma Eğitimi mi Görme Engelliler Okulu mu?
Bu soru, literatürde “En Az Kısıtlayıcı Ortam” (Least Restrictive Environment) ilkesi çerçevesinde tartışılır. En Az Kısıtlayıcı Ortam, özel eğitim alan çocukların mümkün olduğu ölçüde diğer çocuklarla aynı sınıflarda olması anlamına gelir (Morin, tarih yok). En Az Kısıtlayıcı Ortam bir yer değil, çocuklara yönelik eğitimin yönünü veren bir ilkedir (Morin, tarih yok). Her çocuk benzersiz olduğu için, En Az Kısıtlayıcı Ortam her çocuk için farklı olabilir (Morin, tarih yok).Genel kabul gören yaklaşım; çocuğun akranlarıyla bir arada olduğu, sosyal izolasyondan uzaklaştığı kaynaştırma eğitiminin öncelikli olmasıdır. Ancak bu karar verilirken çocuğun görme kaybı derecesi ve ek yetersizlikleri belirleyicidir.
Özel eğitim okulları, Braille okuma-yazma ve bağımsız hareket gibi özelleşmiş becerilerin kazandırılmasında daha yoğun bir destek sunarken; kaynaştırma ortamı çocuğun gerçek hayattan uzaklaşmamasını sağlar. Araştırmalar, başarılı bir kaynaştırma uygulamasının, çocuğun sosyal becerilerini ve özgüvenini artırdığını göstermektedir (Lewis ve Allman, 2014). Kaynaştırma eğitimi veya görme engelliler okulu arasında verilecek olan karar çocuğun o anki ihtiyacına göre şekillenen dinamik bir süreç olmalıdır.
Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP)
Pek çok aile, BEP’i (Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı) okulun hazırladığı bürokratik bir evrak olarak görür. Oysa BEP, özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin takip ettikleri program esas alınarak gelişim özellikleri, eğitim ihtiyaçları ve performansları doğrultusunda hedeflenen amaçlara ulaşmaya yönelik hazırlanan ve bu bireylere verilecek destek eğitim hizmetlerini de içeren özel bir eğitim programıdır.
BEP, müfredatın çocuğun görme performansına göre nasıl uyarlanacağını garanti altına alır. Örneğin; bir coğrafya dersinde haritanın kabartma olarak sunulması veya sınav süresinin uzatılması bir lütuf değil, BEP ile teminat altına alınmış bir haktır. Ailelerin BEP toplantılarına aktif katılımı, bu belgenin işlevselliğini doğrudan etkiler.
Sınavlarda ve Ders Materyallerinde Sahip Olduğumuz Haklar
Eğitimde fırsat eşitliği, materyale erişimle başlar. Görme engelli veya az gören öğrenciler için yasal düzenlemeler (MEB Yönetmelikleri ve uluslararası standartlar) şu hakları net bir şekilde tanımlar (MEB, 2018):
- Format Hakkı: Sınav sorularının Braille, büyük punto (large print) veya elektronik ortamda sunulması.
- Okutman/Yazman Desteği: Öğrencinin tercihine göre, soruları okuyacak ve cevapları kodlayacak bir görevli talep etme hakkı.
- Ek Süre: Görsel materyallerin betimlenmesi veya Braille okumanın doğası gereği daha fazla zaman alması nedeniyle verilen ek süre hakkı.
- Muafiyet: Görsel içeriğin baskın olduğu ve uyarlamanın mümkün olmadığı (bazı şekilli sorular gibi) kısımlardan muaf tutulma veya eşdeğer soru talebi.
Akran Zorbalığı
Okul ortamında “farklı” olmak, ne yazık ki akran zorbalığı riskini beraberinde getirebilir. Literatür, görme engelli çocukların sosyal becerilerinin desteklenmesinin en az akademik beceriler kadar önemli olduğunu vurgular (Sacks ve Wolffe, 2006).
Burada önemli olan, çocuğa kendi engelini açıklama becerisinin (self-advocacy) öğretilmesidir. Özsavunuculuk amacı, engelli çocukların öz yönetim yeteneklerini arttırmak ve insan olarak sahip oldukları hakları savunabilme yetilerini kullanabilmelerini sağlamaktır. Arkadaşları “Neden gözlerin titriyor?” veya “Neden baston kullanıyorsun?” gibi soular sorduğunda, çocuğun utanmadan, net ve basit bir dille durumu açıklayabilmesi, zorbalığı büyük oranda engeller. Bilgisizlikten kaynaklanan merak, doğru bilgiyle karşılandığında yerini kabule bırakır.
Sonuç
Görme engelli çocukların eğitim süreçlerinde, bürokratik engeller ve pedagojik zorluklarla karşılaşılabilir. Ancak aileler, haklarını bilen birer “talep edici” konumuna geçtiklerinde sistem çocuk lehine işler. Unutulmamalıdır ki, okulun görevi çocuğun dünyaya erişimini engelleyen “çevresel bariyerleri” kaldırmaktır.
Kaynakça
Lewis, S., & Allman, C. (2014). ECC Essentials: Teaching the Expanded Core Curriculum to Students with Visual Impairments. AFB Press.
MEB. (2018). Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği. Resmi Gazete.
Morin, A. (tarih yok). En az kısıtlayıcı ortam (LRE) nedir? Understood: https://www.understood.org/en/articles/least-restrictive-environment-lre-what-you-need-to-know adresinden alındı
Sacks, S., & Wolffe, K. (2006). Teaching Social Skills to Students with Visual Impairments. AFB Press.

